Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7 8 ... 10
51
Milli Paralimpik Atıcı Çağla Baş’ın En Büyük Destekçisi Babası

Milli paralimpik atıcı Çağla Baş, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’ndan madalyayla dönmeyi hedefliyor.
Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonalarında dereceleri bulunan Çağla Baş, oyunlara hazırlık sürecinde en büyük destekçisi babası oldu.
Baba Erbil Baş, birlikte yaşadığı kızı ve 7 yaşındaki torununu aracıyla poligona getiriyor. Kızına antrenman ortamı hazırlayan Erbil, başarılı olması için evladına yardım ediyor.
Çağla, AA muhabirine, daha önce iki kez paralimpik oyunlarına katılma başarısı gösterdiğini ancak istediği sonucu elde edemediğini söyledi.
Madalya hedefinden vazgeçmediğini vurgulayan Çağla, üçüncü kez mücadele edeceği olimpiyat oyunlarında amacına ulaşmak istediğini dile getirdi.
Tokyo Paralimpik Oyunları’nın ardından üç yıldır Paris 2024’e hazırlandığını anlatan Çağla, bu süreçte birçok uluslararası yarışmada madalya kazandığını ifade etti.
Hollanda’da düzenlenen Avrupa Paralimpik Şampiyonası’nda olimpiyat kotası almayı başaran Çağla, “Son antrenmanlarımı yapıyorum. Büyük heyecanla yarışacağım günü bekliyorum. Olimpiyatlarda elimden geleni yapacağım.” dedi.
Emeğinin karşılığını olimpiyatta almak istediğini anlan milli sporcu, “Paris’te güzel şeyler olmasını hayal ediyorum. Olimpiyat madalyasının rengi önemli ama bir olimpiyat madalyamın artık olmasını istiyorum.” diye konuştu.
Hayatta çok şeyler başardığını vurgulan Çağla, “Benim de bir kız çocuğum var. Önceliğim çok başarılı olup, engelli kız çocuklarına örnek olabilmek. Onları evlerinden çıkarabilmek ve onlara örnek olabilmek ayrıca mutluluk verici.” ifadelerini kullandı.
Baba desteği
Çağla Baş, ailesinin, 16 yaşında başladığı spor hayatında kendisini her zaman desteklediğini söyledi.
Özellikle de babasının hep yanında olduğunu dile getiren Çağla, şöyle devam etti:
“Tüm antrenmanlarıma babamla gelip gidiyorum. Yanımda durarak desteğini eksik etmiyor. Ben hep arkamda baba desteğinin olduğunu bildim. Başarı gelse de gelmese de o hep benim destekçim. Hem torunuyla hem de benimle çok yakından ilgileniyor. Babam her zaman dağ gibi arkamda duruyor. Bunun için de çok mutluyum. Bu ayrıca bana çok güven veriyor. Babalar güçlü olursa kızları da güçlü olur.”
Baba Erbil: “Uyuyarak beklediğim oldu”
Erbil Baş, her zaman kızının yanında olduğunu vurguladı.
Atış poligonunda uzun zaman geçirdiklerini dile getiren Erbil Baş, “Antrenmanlar uzun olduğunda kendisini poligonda uyuyarak bile beklediğim oldu. Ben kızımın hep yanındayım, bundan sonra da hep yanında olacağım.” dedi.
Çağla’nın Paris’ten madalyayla döneceğine ve kendilerine büyük gurur yaşatacağına inandığını aktaran Erbil Baş, “Kızımın kariyerinde tek eksik olimpiyat madalyası. İnanıyorum ki o eksik de tamamlanacak.” diyerek sözlerini tamamladı.
Kaynak: AAÇağla Baş Erbil Baş Milli Paralimpik Atıcı Paris 2024 Paralimpik Oyunları kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
52
Bir Topluluk Mekanımı Kullanmasın Diyorsunuz Ama Farkında Değilsiniz

“Erişilebilir Her Şey”in kurucularından Seben Ayşe Dayı ve Serim Berke Yarar ile yaptığımız söyleşide, tasarımda erişilebilirlik kavramı ve deprem bölgesi için geliştirdikleri “Engeller İnşa Edilir” projesi hakkında konuştuk.
Ada Umay Cansız: Üç arkadaş bir araya gelerek kurduğunuz “Erişilebilir Her Şey” kapsamında; markaların deneyimlerini engellenen bireyler için baştan tasarlıyorsunuz, danışmanlık ve eğitim hizmetleri ile çözümler sunuyorsunuz. Erişilebilir kentler, yapılar, iletişim araçları gibi birçok farklı alan ve ölçekte erişilebilir yaşam standartlarını yakalamaya çalışıyorsunuz. Bu sosyal girişim ile birçok ödül de kazandınız. Biraz yolculuğunuzun başlangıcından söz edebilir misiniz?
Serim Berke Yarar: Biz aslında üniversitede tanışan üç arkadaşız. Tanışmamızın nedeni engellenen bireyler olmamız değildi. Üçümüz de kültür sanat odağındaydık; ben davulcuyum, Seben Radikal’de kültür sanat konusunda yazılar yazıyordu, Hale kültür sanat yönetimi okuyordu. Üniversitede tanıştık ve kültür sanat odağında çeşitli aktiviteler üzerinden yakın arkadaşlar olduk. Sonra fark ettik ki, hepimizin hem fiziksel dünyayla hem iletişimle hem de toplum algısıyla ilgili benzer engellenme hikayeleri var.
Okul sonrasında iş aradık ve hem toplumsal algılardan dolayı hem de mekanlar erişilebilir olmadığı için kendi işlerimizi yapamadık.
Çevredeki diğer engellenen bireylerle konuştuğumuzda, hikayelerimizin aslında sadece bizim hikayelerimiz olmadığını, hepimizin ortak engellenmişlik hikayelerinin olduğunu gördük. Aslında çok kişisel bir alandan “Biz engelleniyoruz ve bunun nedeni biz değiliz; toplum, mekanlar ve markalar. O zaman hadi bunu dönüştürelim! Bunu profesyonel bir iş olarak yapalım!” diyerek yola çıktık.
Bizim için bizsiz asla
Her zaman iki şeyi savunuyoruz:
Birincisi, “Bizim için bizsiz asla.” Yani kurumlar ve kişiler, engellenen bireylerle ilgili bir şey yapmak istediklerinde, kesinlikle engellenen bireylere sorarak yapmalılar.
İkincisi ise “Tek bir engel grubu için değil, tüm engel grupları için çözüm üretelim.” Çünkü insanlarda, bir engel grubu için “bir sorun gördük, hemen onu çözelim” gibi bir anlayış var. Ama kimseyi dışarıda bırakmadan, kapsayıcı çözüm üretmek çok önemli.
Bu iki mottoyu da benimseyerek Erişilebilir Her Şey’i kurduk.
Ada Umay Cansız: İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı Ödülleri kapsamında yer aldığınız bir videodan alıntı yapmak istiyorum. Seben Ayşe Dayı 2021 yılında çekilmiş olan video içerisinde şu sözleri dile getiriyor:
“Bir sosyal girişim olarak karşılaştığımız en büyük engel, anlaşılamamak. Engellenen bireyler sokağa çıkamadıkça toplumla arasında bir köprü olmuyor. O köprü de ne? ERİŞİLEBİLİRLİK.”
Erişilebilirlik kavramı sizce ülkemizde ne kadar anlaşılan bir kavram? Çalışmalarınız sırasında bu konudaki bilinç seviyesi hakkında neler gözlemlediniz? Bu konuda sizi pozitif ve negatif anlamda şaşırtan şeyler oldu mu?
Seben Ayşe Dayı: Oluyor çünkü erişilebilirlik, Türkçe’de kelime olarak farklı anlamları karşılayabiliyor. “Accessibility” dediğimizde, kafamızda engelliye dair bir şey canlanıyor ama “erişilebilirlik” dediğimizde, ekonomik erişilebilirlik ya da bir şeye kolayca ulaşma hali olarak algılanabiliyor. “Anlaşılamamak” dediğimiz şeyin içinde, ilk olarak kavramı doğru anlatabilmek var. Kavramın altının, biraz daha engellilikle ilgili meselelerle doldurulması gerekiyor.
Erişilebilirliğin teknik olarak engellilerin hayatını kolaylaştıracak ve engellilere hizmet eden materyalleri içeren bir kavram olduğu anlaşıldığında bile, karşınızdaki insan size “Buna gerek var mı?” ya da “Bu zaten erişilebilir,” diyebiliyor. Yani ne kelime biliniyor ne de kelimenin gerçek gerekliliği algılanıyor.
Erişilebilirlik, multidisipliner bir alan. Bu multidisipliner yapıda, maalesef hala aklımıza sadece, mimari olarak eğimi bile doğru düzgün hesaplanmamış rampalar geliyor. O rampayı gördüğümüzde, engellileri düşündük gibi bir sonuç çıkıyor.
Anladığını düşünen kişilerle başımız büyük belada
Serim Berke Yarar: Ama engelliler bu rampayı gördüğünde “Aa kaydırak yapmışlar,” diye düşünüyor. Ben yakın arkadaşlarımla gittiğim ya da raporlama için gittiğim bazı mekanlarda, o rampayı kullanmak yerine tekerlekli sandalyeyi direkt basamaklardan indirmeyi daha güvenli bularak tercih ediyorum. Aslında bireyler bağımsız olarak rampaları kullanmak isterler.
Bence burada şu konuyu da açmak değerli; anladığını düşünen kişilerle başımız daha büyük belada.
Seben Ayşe Dayı: Yine mimariden örnek verelim. Bir mimar ya da inşaat mühendisi, statik hesaplamasını yapmadığında, o binanın yıkılabileceğini veya hasar alabileceğini düşünebiliyor. Çünkü bu hayati ve matematiksel olarak açıklanabilen bir konu. Ama erişilebilirlik dendiğinde, konu “hayati” olarak görülmüyor ve çok detaymış gibi algılanıyor. Bu aşamada düşünmediğimiz erişilebilirlik, birçok insanın yaptığınız binayı kullanamaması anlamına geliyor.
Ada Umay Cansız: Bu şekilde de toplum ile aradaki “köprü” dediğimiz şeyi yok etmiş oluyoruz.
Seben Ayşe Dayı: Zaten o köprüyü örmeye muradı da yok ki. Serim’in babaannesinin “Geçinmeye muradın olacak,” diye çok güzel bir lafı vardır. Toplumdaki karar alıcıların, engellenenlerle geçinmeye muradı yok.
Serim Berke Yarar: Bir toplulukla bağlantıya geçmemek aslında. “Bir topluluk mekanımı kullanmasın,” diyorsunuz ama farkında değilsiniz.
Ada Umay Cansız: Yavaş yavaş asıl gündemimiz olan “Engeller İnşa Edilir” adındaki yeni projeniz konusuna girmek istiyorum. 6 Şubat depreminin ardından çok büyük bir yıkıma uğrayan deprem bölgesinde, erişilebilir şehirler yaratmak üzere bir kampanya başlattınız ve bunu da depremzedeler ile birlikte yaptınız. Oldukça önemli ve bir o kadar da arka planda kalmış bu konuya mercek tuttunuz. Kampanyanın tasarım sürecinden ve bu kampanya kapsamda nasıl çalışmalar yaptığınızdan bahsedebilir misiniz?
Seben Ayşe Dayı: “Engeller İnşa Edilir” projesi, Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’nda aldığımız bir hibeyle gerçekleştirilebildi. O dönem belirlenen tema “deprem bölgesi ve sosyal fayda” idi. Bizim projemizle uyuştuğunu görerek başvurduk.
Serim Berke Yarar: Deprem sonrasında elimizden geldiğince sivil toplum örgütleriyle, aktivistlerle, alandaki engellenen bireylerin ihtiyaçlarını çözmeye yönelik irtibata geçtik. Deprem bölgelerinde engellenen bireylerle konuştuk ve onların ihtiyaçlarını akut bir şekilde çözmeye çalıştık. Sonraki süreçte, alandaki insanların erişilebilirlikle ilgili yaşadıkları sıkıntıları çok daha net gördük.
Alan yeniden yapılanırken erişilebilirliğin yine düşünülmeyeceğini biliyorduk. Tam bunları düşünürken, Seben’in bahsettiği başvuru sürecine girdik. Bu program ortaya çıkınca tek bir yere odaklanmaya karar verdik. Hatay en çok yıkıma uğrayan bölge olduğu için orayı seçtik. Ardından fona başvurduk ve Borusan bizi destekledi. Sonrasında da sürecimiz başladı.
Seben Ayşe Dayı: Bunun gündem olmasını istediğimiz için, bir kampanya yapmaya karar verdik. Akut çözümler ya da oradaki engellenen bireyler için yapılan yardımlar bir şekilde devam ediyordu. “Ama sonrasında bu insanlar nerede yaşayacak?” sorusu kimsenin aklında yoktu.
Sahaya indiğimizde, Hatay’daki farklı yaştan ve cinsiyetten, hem depremden önce de engelli olan hem de depremden sonra engelli olan bireylerle, dört odak grup gerçekleştirdik. Onların taleplerini, nasıl bir Hatay istediklerini, konteyner kentlerdeki erişilebilirlikle ilgili sıkıntılarını ve sonrasında hayal ettikleri Hatay’ı baz alarak “Engeller İnşa Edilir” projesi ortaya çıkardık.
Engeller İnşa Edilir, hem sorgulatmak isteyen hem de konuya farklı bir yerden dikkat çekmek isteyen bir kampanya.
Engeli de inşa edebilirsiniz erişilebilirliği de
Serim Berke Yarar: Kurumlara karşı “bizim için bizsiz asla” mottosunu savunmanın yanında, yaptığımız işte de bunu uyguluyoruz. En iyi bilen orda olan ve yaşayandır. Onun isteğini duyarak tasarlamak gerekiyor.
Buna değinmişken “Engeller İnşa Edilir” sloganına da değinmek gerek. Başka birçok isim bulunabilirdi. Ama biraz ters köşeye ve sorgulatmaya ihtiyaç vardı. Kampanya sürecinde birçok isim konuşuldu, isimlerin arkasında da tabii ki ideolojileri var. Herhangi bir binada ya da tasarlanan şehirde; siz erişilebilirliği sağladığınız noktada, engel inşa etmiyorsunuz. Engeli de inşa edebilirsiniz erişilebilirliği de.
Kampanya içerisinde de çeşitli videolar, bilgilendirici içerikler ürettik ve bu yolla karar alıcıları etkilemeye çalıştık. Çünkü görüyoruz ki Hatay’daki insanların isteği, orada yaşamak.
İnsanları evlerine kapamaya devam edeceksiniz
Seben Ayşe Dayı: Örneğin Güneş, Hatay’dan bir depremzede, 17 yaşında ampüte bir genç kız. Bize şunları söyledi; “Ben arkadaşlarımla, yeni bacaklarımla Saray Caddesi’nde tekrar buluşup alışveriş yapmak istiyorum.” Güneş’in bunu söylediği dönemde, Uzun Çarşı’nın etrafını yenilemek için kapattılar ve o alandaki dükkanların yeni hallerini gösteren renderlarda, her dükkanın önünde 20-25 cm’lik basamaklar gözüküyordu. Alanda olmak bunları anlamak açısından da çok değerliydi. Yeniden “sağlam” insanlara göre bir Hatay tasarlanıyor. Amacımız o tasarım sürecine dahil olmak.
İki önemli şey var: Birincisi, artık deprem bölgesi için engellilik bir azınlık meselesi değil bir çoğunluk meselesi. İkincisi, bir şeyi erişilebilir tasarladığınızda, engeli olmayan insanlar onu zaten kullanabiliyor ama bir şeyi erişilebilir inşa etmediğinizde engellenen bireyler onu kullanamaz.
Deprem bölgesindeki insan popülasyonu artık bedensel farklılıkları olan insanlardan oluşuyor. Burayı erişilebilir inşa etmediğinizde, insanları evlerine kapamaya devam edeceksiniz.
Ada Umay Cansız: Aslında tüm süreçte “erişilebilir kentler” yaratılması konusunda öncülük ediyorsunuz. Hatta Hale Yıldız da bir videoda “Bu konuları hiç konuşmayacak olduğumuz bir dünya hayal ediyoruz,” sözleriyle ifade etmiş bu durumu. Çoğumuzun bu konuda yeterince bilinçli olmadığını da göze alarak “erişilebilir kent” kavramını açıklayabilir misiniz?
Engellenen bir çocuk, o parkta akranlarıyla sosyalleşemiyor
Seben Ayşe Dayı: Her kentlinin o şehirdeki hizmetlerden ve fiziksel yapılardan eşit şekilde yararlanabildiği bir kent. Eşit kentlilik. Herkes belediyeye girebilmeli, çay bahçesine gidebilmeli, alışverişini tek başına yapabilmeli, evine bir erişilebilirlik sorununa maruz kalmadan gidebilmeli.
Özetle bir şehirdeki aklınıza gelebilecek her şeyin; yaşlılar, engellenenler ve çocuklar başta olmak üzere, kullanılabilir olma hali.
Serim Berke Yarar: İki örnek vereceğim. Şu anda belediyeler stratejik planlama dönemindeler. Belediyeler, şehri yaratıyor, bütün ruhsatları veriyor, bütün denetlemeyi yapıyor. O yüzden aslında onların bunu düşünerek şehri yaratmaları gerekiyor.
Geçen gün bir parkta yürüyoruz. Parkta rampalar var, her şey çok güzel ama hiçbir yerde tırabzan yok. O nedenle aşağıya inemedik. Engellenen bir çocuk, o parkta akranlarıyla sosyalleşemiyor. Toplumda ötekileştirme yaratılıyor.
Şehri planlarken makro ölçekte de bunu doğru yönetmek gerekiyor. Bununla ilgili yönetmelikler de var aslında. Sadece uygulanmıyor. İşletmeciler, mekan sahipleri ya da mimarlar, ucunda bir yönetmelik olmadığında bunu yapmayabiliyorlar ama aslında bu bir insan hakkı.
Ada Umay Cansız: Erişilebilir kentler elde etmek konusunda, toplumda, çok zor olacağı ya da masraflı olabileceği gibi düşünceler var, ki bence bu oldukça empatiden uzak bir yaklaşım. Mevcut kentlerimizi erişilebilir kılmak maddi açıdan gerçekten zor bir süreç mi? Yoksa süreci asıl zorlaştıran insanların duyarsızlığı mı?
Seben Ayşe Dayı: Bunu kentsel dönüşüm ölçeğinde çok net görüyoruz. Kentsel dönüşüm süreçlerinde, bir binanın erişilebilir yapılması ya da yapılmaması arasında, büyük bir maliyet farkı yok. Ama otopark yapmaktansa bir kat daha çıkmak insanların işine geliyor. Erişilebilirlik maliyetli bir şey değil, hele ki baştan yapıldığında.
Biz Hatay’dayken hep şunu anlatmaya çalıştık; yüz tane ev yapıyorsanız yirmi tanesinin içini tekerlekli sandalye kullanan birinin ya da ampüte birinin rahatça kullanabileceği şekilde yapmalısınız. Bunun için aşağıya daha fazla dolap koymalısınız, küvet yerine kot farkı olmayan bir duş koymalısınız, kaymayan bir seramikle döşemelisiniz. Bunlar zaten o kadar küçük kalemler ki.
Engellenen bireylerin yıllık harcanabilir geliri, 13 trilyon dolar
Serim Berke Yarar: Belki ücretler biraz daha yüksek olabilir ama bu mesele iki yönlü. Seben’in söylediği gibi bu meselenin insan hakkı temelinde uygulanması gerekiyor. Ama kapitalist perspektiften baktığımızda da burada büyük bir kitle var. Bu kitlenin bir şeyler almak istediğinde de alabileceği ürünler, materyaller, hizmetler, konutlar olması gerekiyor. Eğer Uzun Çarşı’daki dükkanların önüne kot farkları ile engel inşa ederseniz, o insanlar istediği alışverişi yapamaz.
Yapılan araştırmalara göre, dünya genelinde engellenen bireylerin yıllık harcanabilir geliri, 13 trilyon dolar. Ama deneyimlerine baktığımızda yüzde sekseni başarısızlıkla sonuçlanıyor. İnsan hakkı temelinde bunu zaten yapmalıyız, hadi yapmadınız, kapitalist düzenden baktığımızda da bunu yapmalıyız. Nereden bakarsanız bakın, engelleri değil erişilebilirliği inşa etmeliyiz.
Ada Umay Cansız: Yine bir alıntı ile başlayacağım sıradaki soruma. “Engeller İnşa Edilir” kampanyasının tanıtımında, toplumda yaygın bir davranıştan söz ediyorsunuz:
“Verilmek istenen ‘fırsat eşitliği’ mesajının altında yatan ‘Engelli bireyler yardıma muhtaçtır.’ düşüncesi sorunların asıl sebeplerinin göz ardı edilmesine yol açıyor. Empati eksikliği kişileri yanlış sorunlara çözüm bulmaya yönlendiriyor.”
Bu tip yaklaşımları oldukça sık görüyoruz. Bu ve bunun gibi yaygın yanlış davranışlara karşı insanlar nasıl bilinçlendirilebilir? Siz bu konunun önüne geçmek için nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?
En önemlisi, bu röportajı okuyan mimarlarda bir akıl haritası değişikliği yaratabilmek
Seben Ayşe Dayı: Mimarinin erişilebilir tasarlanmamasının altında “engelliler yardıma muhtaçtır” ya da “engelliler zaten evden dışarı çıkmaz” gibi düşünceler yatıyor. Zaten engelliyi yardıma muhtaç biri olarak kodladığınızda, “biri zaten bu insanın işlerini onun yerine hallediyor” diyebiliyorsunuz. Bu “yapamazlar” bakış açısı, engeller inşa ettiriyor.
Empati de bu yüzden yanlış kuruluyor. Bir engelliyle empati kurmuyorlar aslında bir sempati besliyorlar. Tatsız bir acıma, şükür ve sempati var.
Zaten biriyle empati kurduğunda, o insanın ihtiyacını karşılamalıyım bilinciyle aksiyon alman gerekir. Ama kendine dönüp “Çok şükür elim ayağım tutuyor,” dediğinde o bir sempati oluyor ve yanlış çözüme götürüyor. O yanlış çözüm de yardım ve akut.
Bence en önemlisi, bu röportajı okuyan mimarlarda bir akıl haritası değişikliği yaratabilmek.
Serim Berke Yarar: Biz tüm süreçlerde topluluğa sorarak ilerliyoruz. Topluluktan veri alarak markanın deneyimini tasarlıyoruz. Eğlenceli yanı da o. Standartlar çok kapsayıcılar ama deneyimle ilgili standardın dışında öyle bir bilgi geliyor ki, onu tüm engel gruplarına uygun olarak nasıl yapabileceğimizle ilgili çözüm üretiyoruz. Çok yönlü düşünmek ve 360 derece tasarlamak, mimar ve tasarımcıyı da geliştiren bir konu.
Ada Umay Cansız: Bu konuda hiç eğitim verdiniz mi?
Kapsayıcı ve erişilebilir tasarımın zorunlu bir ders olarak okutulması lazım
Seben Ayşe Dayı: Çok kez yaptık. İTÜ, MEF, Yıldız Teknik, Yeditepe ve Boğaziçi gibi birçok üniversitede yaptık. Derslere gitmek, ekip olarak en sevdiğimiz iş.
Serim Berke Yarar: Kurumlarla yaptığımız iş birliklerini profesyonel olarak yürütüyoruz çünkü yaptığımız projelerin sürdürülebilirliğini sağlamak için bir gelire ihtiyaç var. Bu kadar insan uzmanlığını ve emeğini harcıyor. Ama üniversiteler ve öğrenciler denince her şeyi gönüllü yapıyoruz.
Bu ders içeriği sadece İTÜ’de var, onun da seçmeli mi zorunlu mu olacağı konusunda savaşılan bir ders. Aslında kapsayıcı ve erişilebilir tasarımın zorunlu bir ders olarak okutulması lazım.
Türkiye’de özel olarak bakanlığın ürettiği standart var ama o standartlar sadece kitapta kalıyor.
Seben Ayşe Dayı: Bir seferinde bir bina raporluyorduk. 17 katlı bir binaydı ve her katta iki engelli tuvaleti vardı. Harika değil mi? Bütün engelli tuvaletlerinin ölçüleri birbirinden farklı ve bir tane standarda uyan engelli tuvaleti yok. Yazık dediğim olaylardan biriydi.
Ada Umay Cansız: Önümüzdeki günler için nasıl hedefleriniz ve projeleriniz var?
Aktörleri yarıştırmak hedeflerimiz arasında
Serim Berke Yarar: Bu soruyu iki adımda değerlendirebiliriz. Birincisi “Engeller İnşa Edilir” konusu, ikincisi ise “Erişilebilir Her Şey”in genel hedefleri.
Engeller İnşa Edilir tarafında, Borusan Sürdürülebilir Fayda Programı’ndan aldığımız destek bitti ama biz hala Hatay’da odak grup yaptığımız kişilerle irtibat halindeyiz. Hatay inşa edilirken olabildiğince kişiye erişmek ve karar alıcıları bir an önce Hatay’ı erişilebilir tasarlamaya yönlendirmek istiyoruz. Hedefimiz Hatay’ın erişilebilir olması ve bu oluncaya kadar konuyu gündemde tutmak.
Erişilebilir Her Şey olarak da farklı hedeflerimiz var. Bu yıl topluluğumuzu büyütüyoruz. Türkiye’de veri eksikliği var. İlk olarak veri üretmek istiyoruz. İkincisi topluluğun erişilebilirlikle ilgili yaşadığı sorunları markalara götürmek. Köprü görevi göreceğimiz bir yerde konumlanmak istiyoruz.
Bir de fiziksel dünya ile ilgili deneyim odaklı bir puantaj sistemi geliştirdik. Bu yılın sonunda bir ödül töreni yapmak ve biraz daha aktörleri yarıştırmak hedeflerimiz arasında. Kurumlar yarıştıkça daha çok aksiyon alıyorlar.
Ada Umay Cansız: Çok teşekkür ederim. Umarım bu vizyonunuz daha büyük kitleler tarafından duyulur ve değeriniz anlaşılır.
Kaynak: Arkitera.comEngeller İnşa Edilir Erişilebilir Her Şey Seben Ayşe Dayı Serim Berke Yarar kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
53
Otizmli Yunus Emre Sporla Sosyalleşiyor

Eskişehir’de otizmli 14 yaşındaki Yunus Emre Soyal, sosyal hayata katılmak için Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Yenikent Spor Salonu’nda başlatılan yaz kursunda haftada 3 gün karate kursuna gidiyor.
Alparslan ve Canan Soyal çiftinin oğulları Yunus Emre’ye 6 yaşında otizm tanısı konuldu. Otizm destek eğitimi verilen Yunus Emre, bunun ardından yaşıtlarıyla ortaokula başladı.
Soyal çifti, yaşıtlarıyla sosyalleşmesi ve hayata karışması için çocuklarını spora yönlendirerek 2022 yılında yüzme kursuna yazdırdı. Sosyal becerilerini yüzme antrenmanları sayesinde geliştiren Yunus Emre, bu yaz ise karate kursuna devam ediyor.
Yunus Emre Soyal, AA muhabirine, karate kursuna severek katıldığını aktardı.
Antrenörlerle, arkadaşlarıyla iyi anlaştığını belirten Yunus Emre, “Karateyi ve sporu çok seviyorum. Buraya gelmekten keyif alıyorum.” diye konuştu.
Baba Alparslan Soyal ise oğlunun karate kursunda çok mutlu olduğunu, bunun çevresiyle uyum yakalamasında büyük bir rolü olduğundan bahsetti.
Oğlunun ayrıca yüzme kursuna 3 yıldır devam ettiğini belirten Soyal, “Aşırı hareketli bir çocuk. Haftanın 5 günü sporla uğraşıyor. Onunla olabildiğince fazla sosyal aktivite yapmaya çalışıyoruz. Karate, oğlumuzun fiziksel gelişimine pozitif anlamda bir katkı sağladı.
Biz zaten bu kursa bunun için getirdik. Yunus Emre gibi çocuklar aşırı duygusal, iyi niyetli oldukları için dışarıdan gelebilecek kötü etmenlere karşı kendilerini korumaları gerekiyor. Bunun için karate eğitim almasını önemsiyoruz.” şeklinde konuştu.
Anne Canan Soyal, spor kurslarının çocukların hayata hazırlanması için önemli olduğunu dile getirerek, oğlunun eskisi gibi çekingen olmadığını ifade etti.
Özel gereksinimli çocukların ebeveynlerine kurs çağrısı
Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde görevli karate antrenörü Mehmet Sami Togay da sınıfında eğitim verdiği 35 öğrenciden birinin Yunus Emre olduğunu belirtti.
Otizmli çocuklarla çalışan antrenörlerin dikkatli davranması halinde sporu sevdirebileceklerini vurgulayan Togay, şunları kaydetti:
“Yunus Emre, sporla uğraşan diğer çocuklara göre daha çok ilgi bekliyor. Biz de bunu bildiğimiz için onu ‘Yapabilirsin, iyi gidiyorsun’ diye teşvik ediyoruz. Onların daha çok ilgiye ihtiyacı oluyor. Onlar için sevilmek çok önemli. Diğer çocuklara bakarak o da disiplinli olmayı öğrendi. Şimdi her çocuk gibi gayet iyi çalışıyor.
Yunus Emre kursu diğer çocuklarla başa baş götürüyor. Biz onun burada olmasından çok memnunuz, ailesi de öyle. Kendisi buraya severek geliyor. Veliler özel gereksinimli çocuklarını Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü salonlarına getirsinler, evde tutmasınlar. Biz onlar için varız, devletin imkanları onlar için var, başımızın üzerinde yerleri var. Bizler devletin imkanlarını çocuklarımıza vererek elimizden geldiği kadar sporcu yetiştirmeye çalışıyoruz.”
Kaynak: AAEskişehir Mehmet Sami Togay Otizm Yunus Emre Soyal kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
54
Tire Belediyesi’nden Engelli Çocuklar İçin Yüzme Etkinliği

Tire Belediyesi engelli bireylerin yaşamlarını kolaylaştırmak için sosyal etkinlikler ile çalışmalarına devam ediyor.
Tire Belediyesi Sosyal İşler Müdürlüğü Engelliler Birimi tarafından engelli çocuklar için Belediye Yüzme Havuzu’nda etkinlik düzenledi.
Yaz aylarında artan sıcaklıklar nedeniyle Tire Belediyesi engelli çocukları unutmadı. Sosyal faaliyetlerine destek vererek yaşamlarını kolaylaştırmak için yapılan çalışmalar doğrultusunda Belediye Yüzme Havuzu’nda düzenlenen etkinlikte engelli çocuklar aileleri ile birlikte eğlenceli vakit geçirerek yüzme keyfi yaşadılar.
Tire Belediyesi Yüzme Havuzu’nda gerçekleştirilen etkinlikte aileler Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu’na memnuniyetlerini teşekkürlerini ilettiler.
Tire Belediyesi Yüzme Havuzu her Salı günü saat 17.00 – 18.00 saatleri arasında engelli çocuklarımıza ücretsiz hizmet vermektedir.
Kaynak: Habertire.comEngelli Çocuklar Hayati Okuroğlu Tire Belediyesi Yüzme Etkinliği kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
55
SırHayatın Zorlukt Sırta Veren Eltiler larını Birlikte Aşıyor

Trabzon’da eltiler Sayime Yazıcı ve Silva Yazıcı, karşılaştıkları zorluklarla birlikte mücadele ediyor.
Ortahisar ilçesine bağlı Akoluk Mahallesi’nde yaşayan 68 yaşındaki Sayime Yazıcı, bahçesinde yetiştirdiği patates, fasulye, fındık ve mısır gibi ürünleri talep eden eşe dosta satarak aile bütçesine katkı sağlıyor.
Eşinin yaşlılık maaşı dışında düzenli geliri olmayan 6 çocuk annesi Yazıcı, kocasını kanserden kaybeden, 2’si engelli 5 çocuk annesi eltisi Silva Yazıcı’nın da elini bırakmıyor.
Hayırseverlerin katkısıyla yaptırılan ancak sıva ve döşemesinin yanı sıra birçok eksiği daha bulunan evde çocukları ve torunlarıyla yaşayan eltiler, karşılaştıkları zorlukları birbirlerine destek olarak aşmaya çalışıyor.
“Hayatımız çok zorlu geçti”
Sayime Yazıcı, gençliklerinden itibaren hayatlarının çok çetin geçtiğini söyledi.
Yaşadıkları zorlukları anlatan Yazıcı, “Evimiz elektriksiz kaldı, aç ve susuz çok günler geçirdik. Hayatımız çok zorlu geçti. Eskiden hayvancılıkla uğraşıyorduk, şimdi ise bağ bahçeyle uğraşıyoruz.” dedi.
Çocuklarından 4’ü başka yerde yaşayan, biri engelli iki oğlu yanında olan Yazıcı, “İki elti, çocuklar, torunlar bir arada yaşamımızı sürdürüyoruz. Her zorluğa iki elti beraber katlanıyoruz. Beraber aç da susuz da durduk, karnımızın doyduğu, doymadığı zamanlar da oldu. Hayatımız böyle geçti.” diye konuştu.
Evini yardımseverlerin desteğiyle yaptırdıklarını belirten Yazıcı, “En büyük hayalim evimin içini yapsalar, bir de bana yol verseler yeter.” ifadelerini kullandı.
Yazıcı, evlerine ulaşımı patika yoldan güçlükle sağladıklarını belirterek, “Yol olmamasından çok zorluk çektik. Eşimin yaşlılık aylığı var, öyle geçinip gidiyoruz. Eltim de benimle. Onunla kardeş gibiyiz, o benim kardeşim. Öyle hayatımız geçiyor.” dedi.
“En büyük arzum çocuklarımın işe girmesi”
58 yaşındaki Silva Yazıcı da eşinin iki yıl önce kanser nedeniyle vefat ettiğini, gelirleri olmadığı için eltisiyle yaşamaya başladıklarını söyledi.
Çocukları ve 4 torununun da yanında olduğunu anlatan Yazıcı, şunları kaydetti:
“Hep birlikte güçlüklerle mücadele etmeye, yaşamaya çalışıyoruz. Çocuklarım günübirlik işlerde çalışıyor. Eltimle beraber her şeyin üstesinden geliyoruz. En büyük arzum çocuklarımın işe girmesi.”
Kaynak: AASayime Yazıcı Silva Yazıcı Trabzon kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
56
Akülü Arabasında Tuhafiye Malzemeleri Satıyor

Kayseri’de 8 yaşında yakalandığı iltihaplı eklem romatizması nedeniyle yürüme yetisini kaybeden Gülşen Naykı, şehrin sembollerinden Seyyid Burhaneddin Türbesi bahçesinde akülü arabasını tezgaha çevirdi.
61 yaşındaki Naykı, Mevlana’nın hocası Seyyid Burhaneddin’in türbesinin bahçesinde toka, başörtü iğnesi, peçete, lif gibi ürünleri satarak hem ev ekonomisine katkıda bulunuyor hem de ağrılarını unutmaya çalışıyor.
Vücudunu ve boynunu düzleyemeyen, ayaklarındaki şişlikten dolayı ayakkabı giyemeyen Naykı, ilkokul ikinci sınıf öğrencisiyken sabah boyun ağrısıyla uyandığını ve yürümekte zorlandığını, ailesiyle gittiği hastanede iltihaplı eklem romatizması teşhisi konulduğunu söyledi.
Uzun yıllar fizik tedavi gördüğünü ve ilaç kullandığını belirten Naykı, şunları anlattı:
“Doktorlar ‘Çok hareket edeceksin, bu hastalık seni öldürmez ama süründürür.’ dedi. Vücudumun alacağı hali o zaman gösterdiler, aynı şekilde de oldum. Doktorlar, ‘Ağrılara sakın yenik düşme, canını dişine takacaksın, sürekli yürüyeceksin, hareket edeceksin, beş dakika dinlenip saatlerce hareket halinde olacaksın.’ demişti. Ama benim parmaklarımın ucuna dahi ağrıdan el değmiyordu, o derece ağrılarım vardı. Yenik düşmek zorundaydım ağrılara. Zamanla hastalık ilerledikçe damarlarım büzüldü. Ellerde, ayaklarda bütün oynak kemiklerimde eğilmeler oldu. 45 yıldır yürüyemiyorum. Bu yıllar nasıl geçti, nasıl bugüne kadar ulaştım bilemiyorum ama çok acılar içinde geçti.”
“Psikolojim bozuldu, beynimle mücadele ediyordum”
Bütün isteklerinin, hayallerinin içinde ukde kaldığını ifade eden Naykı, bakımını 80 yaşındaki annesi Münevver Naykı ve kardeşinin eşinin yaptığını dile getirdi.
Birkaç yıldır Seyyid Burhaneddin Türbesinin bahçesinde bir şeyler sattığını aktaran Naykı, şöyle devam etti:
“Hep evde oturuyordum, beynimle konuşuyordum. Psikolojim o kadar sıfırdı ki hep beynimle mücadele ediyordum. Tabii bu da beni bunalıma sokuyordu. Bana çevremdekiler, ‘Arabana bir şeyler koyup satsan psikolojine iyi gelir. Hem hava almış olursun hem evden çıkmış olursun’ dediler. ‘Ben yapamam, utanırım, herkes bana ne der.’ derdim. Ama öyle değilmiş, gerçekten onların teşvikiyle iyi ki de yapmışım. Kendimi bunlarla oyalıyorum.”
Naykı, şimdi çok sayıda kişiyle tanıştığını, çevresinin genişlediğini ve psikolojisinin de düzeldiğini aktardı.
“Rabbim beni uyardı”
Daha önce ağrıları şiddetlendiğinde halinden şikayet ettiğini belirten Naykı, şunları kaydetti:
“Daha önce bunalım yaşardım. ‘Rabbim niye beni böyle yaptın, benden başka yok muydu’ diye bunalımdaydım. Burası bana iyi geldi, gerçekten beynim duruldu, açıldı. ‘Keşke bir araba çarpsa ölsem’ derdim. Bir araba üzerime geldi, çarptı ve kaldırıp attı beni. Sol bacağım kırıldı, alçıya aldılar. 1,5 ay yattım, ‘Ya Rabbi, ben hata ettim, beni affet Allah’ım. Bir daha asla böyle bir şey söylemeyeceğim, beni uyardın, tövbe ediyorum’ dedim.”
Kaynak: AAGülşen Naykı Kayseri Romatizma kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
57
MEB, Açık Öğretim Liselerine Nakil Ve Geçişlerde Düzenlemeye Gitti

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), açık öğretim liselerine nakil ve geçişlerde bazı düzenlemeler yaptı.
Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, anne veya babası vefat eden, Sosyal Hizmetler Kanunu kapsamında hakkında koruma kararı verilen veya koruyucu aile yanına yerleştirilen, Türk Medeni Kanunu’nun ilgili maddesine göre evlatlık edinme öncesi bir yıllık geçici bakım sürecinde olanlar, örgün ortaöğretim kurumlarından açık öğretim liselerine en geç 6 ay içinde başvurmaları halinde geçiş yapabilecek.
Çocuk Koruma Kanunu kapsamında hakkında eğitim veya bakım tedbiri kararı verilen, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde ikametini geçici olarak değiştirmek zorunda kalan öğrenciler de en geç 6 ay içinde açık öğretime geçebilecek.
“Özel Eğitim Değerlendirme Kurulu Raporu” ile geçerli “Engelli Sağlık Kurulu Raporu” veya “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu” olan, harp veya vazife malulü sayılanların çocukları, aylık bağlanan şehit ve gazi çocukları, Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri kapsamındaki suçların mağdurları, milli sporcular, tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunanlar, gerekli şartları taşımaları halinde açık öğretim lisesi, mesleki açık öğretim lisesi veya açık öğretim imam hatip liselerine nakil ve geçiş yapabilecek.
Yine evde ve hastanede eğitim verilerek öğrenim görenler, “Öğrenci Nakil ve Geçişlerine Esas Teşkil Eden Hastalıklar” listesindeki sağlık kurulu raporuna sahip kişiler, örgün ortaöğretim kurumlarında okuma hakkını kaybedenler ve sınıf tekrarı durumunda öğrenim hakkı devam eden öğrenciler, veli talebi doğrultusunda açık öğretim lisesi, mesleki açık öğretim lisesi veya açık öğretim imam hatip liselerine gerekli şartları taşımaları halinde nakil ve geçiş sağlayabilecek.
Öte yandan, iş veya iş yeri değişikliği nedeniyle ikamet yerini değiştiren veli veya vasisinin yeni ikametinin bulunduğu il/ilçede eğitimini sürdürebileceği okul türü bulunmayan, ortaokul veya imam-hatip ortaokulu mezunu olup tercih yapmadığı için herhangi bir örgün ortaöğretim kurumuna yerleşmeyen, 9. sınıfta özürsüz devamsızlık hakkını dolduranlar da açık öğretim lisesi, mesleki açık öğretim lisesi veya açık öğretim imam hatip liselerine geçiş yapabilecek.
MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğünün hafızlık modüllerine kayıtlı olanlar ile Diyanet İşleri Başkanlığınca açılan Kur’an kurslarında hafızlık eğitimi ve/veya bu alanı destekleyici Arapça ve Temel İslam Bilimleri eğitimi alan, milli sporcular dışında bireysel veya takım sporlarında en az 3 yıl lisanslı olarak yarışmalara katılan sporcular ve Türkiye olimpik hazırlık merkezleri ile sporcu eğitim merkezlerine kayıtlı olanlar da açık öğretim lisesi, mesleki açık öğretim lisesi veya açık öğretim imam hatip liselerine geçebilecek.
Kaynak: AAAçık Öğretim Lisesi Engelli Öğrenciler Milli Eğitim Bakanlığı kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
58
Sağlıklı Beslenmeye Engel Yok’ Projesi Başladı

Besni Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, engelli bireylerin beslenme sorunlarına çözüm bulmak amacıyla “Sağlıklı Beslenmeye Engel Yok” projesini başlattı. Proje, Bakanlığın engelli bireylere yönelik evde bakım hizmet modeli kapsamında, hane ziyaretleri ile engelli bireylerin ve bakımlarından sorumlu ailelerinin beslenme konusundaki zorluklarını çözmeyi hedefliyor.
Evde bakım hizmeti alan engelli bireylerin evlerine yapılan ziyaretlerde, ailelerin beslenme konusunda ciddi zorluklar yaşadığı ve engelli bireylerin beslenme eksiklikleri olduğu tespit edildi. Bu eksikliklerin, engelli bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gözlemlendi. Sağlıklı bir yaşam sürmeleri için bu bireylerin nasıl beslenmesi gerektiği konusunda ailelerin desteğe ihtiyaç duyduğu belirlendi.
Diyetisyen desteği ve eğitimler
Proje kapsamında, Besni Sosyal Hizmet Merkezi’nde görev yapan diyetisyen, engelli bireylere ve ailelerine yönelik beslenme programları hazırlıyor ve tavsiyelerde bulunuyor. Hane ziyaretleriyle “Beslenme” ve “Obezite ile Mücadele” konularında bilinçlendirme ve farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Diyetisyen tarafından hazırlanan beslenme programları, engelli bireylerin yaşam kalitesini arttırmayı hedefliyor.
Dünya Sağlık Örgütü rehberliğinde sağlık
Dünya Sağlık Örgütü’nün “Sağlığı, bedenen, ruhen ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlaması rehber alınarak, projeyle hizmet verilen vatandaşların tam bir iyilik hali içinde olmaları amaçlanıyor. Besni Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü, bu tür çalışmaları çeşitlendirerek dezavantajlı vatandaşlara ulaşmaya devam edeceğini belirtti.
Projenin hedefleri
“Sağlıklı Beslenmeye Engel Yok” projesi, engelli bireylerin beslenme konusundaki ihtiyaçlarını karşılamayı, obezite ile mücadele etmeyi ve genel sağlık durumlarını iyileştirmeyi amaçlıyor. Proje, engelli bireylerin yaşam kalitesini arttırmak için beslenme konusunda destek vermeye devam edecek.
Kaynak: Besniekspress.comBesni Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğü Engelli Bireyler Obezite Sağlıklı Beslenmeye Engel Yok kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
59
Başkan Gürbüz, Engelli Bireyler İçin Yapacaklarını Açıkladı!

Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, katıldığı bir YouTube programında engelli bireylere yönelik yapılacak projeleri açıkladı.
Sinop Engelleri Aşma Kulübü YouTube kanalındaki programı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:
https://youtu.be/qdmOhikIpKo
Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, Sinop Engelleri Aşma Kulübü YouTube kanalında engelli bireylerin sorunları hakkında açıklamalarda bulundu. Program moderatörü Recep Gül Uğur’un sorularını yanıtlayan Belediye Başkanı Metin Gürbüz, engelli bireylerin ulaşımına katkı sağlayacak bir araç için girişimde bulunduklarını ve engellilere yönelik 2 plaj için çalıştıklarını söyledi.
5 yıl içinde engelliler için nasıl bir hizmet sunacaksınız sorusuna cevap veren Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz, “Engelli yurttaşlarımızın da kent yaşamında birtakım zorlukları var. Biz bunun farkındayız. Hem yaşam alanlarımızda bunu fark ediyoruz hem de fiziki alan ve mekanların hazırlanmasında zorluklar var, bunun farkındayız. Biz ilk olarak 21 kişilik yüksek tavanlı lifli bir engelli arabası temin edeceğiz. Sizlerin plaja, hastaneye, kamu binalarına ulaşımınızı sağlayacağız. Biraz ekonomik tedbirlere, tasarruf tedbirleriyle ilgili düzenlemelere takıldık. Bunlar aşıldığı zaman engellilerimiz için bir araç temininde bulunacağız. 2 noktada engelli plajı oluşturacağız. Bu plaj çalışmalarımız devam ediyor. Öncelikle alanların bir halk plajı olması için ulaşım yolları açtık. Akabinde de engelli plajlarımızı Sinop’a kazandıracağız” dedi.
2005 yılında çıkarılan 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanunun Sinop için uygun olup olmadığı sorusuna cevap veren Başkan Gürbüz, “Yerel yönetimlere ve yerel meclislere düşen görev, bu kanundaki avantajları fiili olarak hayata geçirmek. Her şey bir gelişim döneminde, kanunlardaki ilgili maddeler de değişebilir. Olumsuzluklar da ortadan kalkabilir, bunlar düzenlenebilir. Biz bu konuda üzerimize bir sorumluluk düşüyorsa bunu da yerine getirmeye şimdiden hazırız. Kentlerimizi hem engelli yurttaşlarımız için hem de normal yurttaşlarımız için erişilebilir, kolay, aynı zamanda da mutlu olabilecekleri, çocukları ve aileleriyle ve kendileriyle birlikte birey olarak kendilerini güvende ve huzurda hissedebilecekleri bir kent yaratmamız gerekli. Yerel yönetimlerin de bunlar öncelikli görevleri arasında olmalı. Biz biraz da hayata böyle bakıyoruz” diye konuştu.
Kaynak: Sinopflashhaber.comRecep Gül Uğur Sinop Belediye Başkanı Metin Gürbüz Sinop Engelleri Aşma Kulübü kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
60
Engelli Milli Bilek Güreşçisi Gökhan Seven Moldova’ya Uğurlandı

Engelli milli bilek güreş sporcusu Gökhan Seven, Moldova’nın başkenti Kişiniv’de düzenlenecek olan dünya şampiyonasına katılmak üzere Erzurum Havalimanı’ndan tek kişiyle uğurlandı. Türk Kızılayı Engelsiz Erzurum Şubesi Koordinatörü Abdullah Keleşoğlu dualarla sporcuyu yolcu etti.
Engelli milli bilek güreş sporcusu Gökhan Seven, Moldova’nın başkenti Kişiniv’de katılacağı turnuvaya Erzurum Havalimanı’ndan tek kişiyle uğurladı.Sayısı şampiyonluklar plan Gökhan Seven’i Erzurum Havalimanı’da Türk Kızılayı Engelsiz Erzurum Şubesi Koordinatörü Abdullah Keleşoğlu dualarla gönderdi. Moldova’nın başkenti Kişiniv’de 45’incisi düzenlenecek olan, sağ ve sol kol bilek güreşi dünya şampiyonasına katılacak olan Gökhan Seven, her şeye rağmen ülkemizi gururla temsil edeceğini söyledi.
Türk Kızılayı Engelsiz Erzurum Koordinatörü Abdullah Keleşoğlu, şampiyonun gücüne güç katmak için yaş hurma ikram etti ve şampiyonadan başarıyla gelmesini diledi. Şampiyon Gökhan Seven’de Keleşoğlu’na desteği ve katkıları için teşekkür ederken, bir kişide olsa kendini yolcu etmesinden dolayı minnet duygularını dile getirerek, “Şampiyon olmak için elimden gelen çabayı gösterip, Türk Bayrağını göndere bir kez daha çektireceğim.” dedi.
Kaynak: İHAAbdullah Keleşoğlu Bilek Güreşi Gökhan Seven Kişiniv kayseri de Bir ilk Kiralık Akülü Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Tekerlekli Sandalye Kayseri de Kiralık Çocuk Tekerlekli Sandalyesi 0544 716 20 45
Sayfa: 1 ... 4 5 [6] 7 8 ... 10
|